Shellshock 2

Hikâyeye Vietnam’a daha yeni gelmiş sıradan bir er olarak başlıyoruz ve daha inişimizle birlikte özel bir asker olduğumuzu öğreniyor ve sınırda özel bir göreve gönderiliyoruz. Kamboçya’nın 50 km doğusundaki gizli bir tıbbi üste, Griffin adlı bir çavuşla tanışıyoruz ve orada Whiteknight kod isimli kişinin yaptıklarını ve neden bizim özel olduğumuzu öğrenmeye başlıyoruz. Burada tuhaf bir virüs askerleri etkilemiştir ve hayatta kalan tek asker de kardeşimizdir.
Oyunda belirlenmiş bir rotada, etrafımızda gördüğümüz bütün Vietkong’lu düşmanları ve sürüsüne bereket virüsten etkilenmiş zombimsi askerleri vurup duruyoruz. Arada sırada klişe olan kırılmış bir duvardan çıkan bir el ya da aniden patlayan bir bubi tuzağı gibi aksiyonlar arasında yaptığımız tek şey bu.
Askerlere de, zombilere de karşı savaşsanız yapay zeka çok büyük bir ışık vermiyor. Düşmanlarımız etrafta öylece, ne yapacaklarını şaşırmış tavuklar gibi koşturabiliyorlar. Yüksekte bir yerde olduğunuzda size ulaşamadıkları için aynı noktada toplanıp, tek bir havayi fişekle ölmeyi bekleyebiliyorlar. Bir siper çukuruna aynı noktadan atlıyorlar ve siz aldığınız nişanı hiç bozmadan hepsini indiriyorsunuz. Oyunun en tehlikeli olan düşman tipi dazlak ve boxerlarıyla etrafta dolaşan veya bayan zombi(!) modellemesiyle üstünüze koşturup arka tarafınıza geçen zombiler. Zaten onlardan daha zor olan tek düşman 13. Cuma film setinden fırlamış olan bir mini boss.

King’s Bounty

King’s Bounty’nin tasarımcıları bu son eklenti paketine, en baştan beri akıllarında olan her şeyi koymuşlar. Oyun artık tek bir seçenekle açılmıyor. Bu defa karşınıza orijinal oyun olan Armored Princess’le beraber 4 farklı oyun modu geliyor. Eğer sabırsız bir oyuncuysanız ve yavaş ilerleyen oyunlar canınızı sıkıyorsa The Champion of The Arena modu tam size göre. Bu oyun modunda hikâye neredeyse yok. Hatta ana karakter bile farklı. Kendinize bir ordu topluyor ve bir arenanın içerisinde ekrana sığmayacak kadar devasa boyuttaki bosslara kafa tutuyorsunuz. Kazandığınız her zaferde üstünüze tecrübe puanı, altın ve rune yağıyor. Arenada zafer kazandıkça, etrafa konuşlanmış diğer loncalara üye olabiliyor ve böylece daha güçlü ordular kurabiliyorsunuz. Loncalar da tıpkı dükkânlar gibi size eşya ve farklı asker birimleri sunuyor. Burada iki önemli nokta var: Birincisi, paranızı doğru ordu kurulumlarına yatırıp her seferinde en iyi kombinasyonu tutturmanız gerek. İkincisiyse, savaşta sıra size her geldiğinde, karşı tarafa mümkün olan en büyük zararı vermelisiniz. Yoksa bazı savaşları kazanmanız neredeyse imkânsız hale geliyor. Bu yüzden hesabınızı kitabınızı çok iyi yapmalısınız. Ayrıca birliklerinizi çok iyi tanıyıp, her karşılaşmada ortaya iyi bir strateji koymanız gerek. Bu yüzden de bu modda oynamadan önce hiç değilse birkaç saat orijinal oyunu oynamanızı tavsiye ederim. Böylelikle hem birimleri daha iyi tanır hem de daha iyi stratejiler geliştirebilirsiniz.

Rayman Origins

Geçtiğimiz yıl ansızın gelen Rayman Origins’i konsol sahipleri çoktan oynadı, bitirdi hatta sıkıntıdan takas etti ama PC oyuncuları için o heyecanlı günler yeni başlıyor. Konsol sahipleri boşuna hava atmasın “Ben çoktan oynadım ehe” diye, aksine hayıflanıyor olmalısınız. Mesela Lost’a yeni başlayıp aklını kaçıran arkadaşlarımızı deli gibi kıskanıyoruz. O harika zevki şu an ben alamıyorum, onlar alıyor! Varsın yıllar önce bitirmiş olalım; şu anı yaşamıyor muyuz sonuçta?

Anı yaşamayı filan bırakın, siz yamacımıza gelin ve Rayman Origins’in neden kaçırılmaz bir oyun olduğunu dinleyin. Şu sıralar Beyond Good & Evil 2 ile meşgul Michel Ancel, en son 1999’da Rayman 2 ile ciddi bir Rayman projesini yürütmüş, daha sonra pasta-cila işleriyle markayı ayakta tutmuştu. 3B bir platform oyunu yapmanın günümüzde ne kadar riskli olduğunu iyi hesaplayan Ancel, tür olmasa da konsept değiştirmeye yöneldi. İlk önce grafikleri değiştirdi, sonra boyut olayına el attı; 3B’den 2B’ye indi, hem düşmanları hem de karakterlerimizi ciddiyetten uzaklaştırarak daha sevimli, daha komik bir tarafa çekti. UbiArt Framework adında yepyeni bir grafik motoru geliştirildi ve ilk kez bu oyunda kullanılma kararı alındı. Her bölüm ve her köşesi detaylıca tasarlandı, dolgu seslerden kaçınıldı, her bölüme bir hikâye, bir konsept çıkarıldı. Ve tarihin en iyi platform oyunlarından biri yapılmış oldu.

Ghost Recon Future Soldier

Ghost, ABD’nin gizli harekatlar gerçekleştiren en “özel” kuvvetleridir. Bu özel kuvvetlerden dört kişilik Predator ekip görev esnasında bir bombanın patlaması sonucu tamamen yokolur. Hunter kod adlı bir diğer Ghost ekibi, bu bombanın kaynağının peşine düşer. Anlayacağınız Future Soldier, yıllardan beri kullanılan “Amerika ve düşmanları” klişesini devam ettirmekte. Zaten oyunun en zayıf yanı da hikâyesi ne yazık ki. Bir bölüm Afrika’nın çöl fırtınaları ile boğuşur, diğer bölüm Rusya’nın soğuğu ile mücadele ederken oyunun en büyük eksiğinin bu olduğunu göreceksiniz. Ama Future Soldier bu eksiği oynanış ile kapatabiliyor ve oyuncuya keyifli saatler sunabiliyor.

Bu keyifli saatlerin en büyük yardımcısı da ekibinin sahip olduğu teknolojik aletler. Future Soldier’ın en çok kullanacağınız özelliği düşmanları işaretleme olsa gerek. Splinter Cell: Conviction’daSam Fisher’ın tek başına kullandığı bu sistem, dörde kadar düşmanları işaretleyip, ekip üyelerinizle birlikte koordineli bir şekilde onları indirmeye dayanıyor. Siz düşmanları işaretledikten ve bir düşmanı da kendinize seçtikten sonra, arkadaşlarınız diğer düşmanları görebilecekleri bir yere gidip nişan alıyor ve sizi bekliyorlar. Siz ilk mermiyi sıktıktan sonra da diğer düşmanlar da aynı anda inmiş oluyor.

Quantum Conundrum

Bulmaca oyunlarının temel mantığı, elimize küçük ve eğlenceli oyuncaklar vermelerinde yatıyor. Hepsi bunu yapıyor, bazıları fizik kurallarıyla oynuyor, kimisi dünyayı değiştirecek güçler veriyor… Peki neden ikisi birden olmasın? Quantum Conundrum’un yaptığı da tam olarak bu. Dünyayı farklı boyutlarda birleştiren bir laboratuarda, fizik kurallarını yeniden tanımlayacak bir kahramanlık hikâyesini yaşıyoruz bu oyunda.

Çılgın bilimci amcasının laboratuarına giren bir çocuk, amcası bilinmeyen bir boyutta kapalı kalmışken, işleri düzeltip amcasını kurtarabilir mi? Quantum Conundrum oynuyorsanız bunun olmaması için bir neden yok. Özellikle de farklı boyutları açan bir eldiveniniz varsa bu iş düşündüğünüzden bile eğlenceli hale gelebilir. Boyut demişken, kesinlikle Half-Life’daki gibi uzaylıların yaşadığı bir başka dünyadan bahsetmiyoruz, sadece maddelerin yapısının ve şeklinin şemalinin değiştiği bir evren söz konusu. Örneğin Ağır Dünya’da her şey ağırlaşıyor, karton kutular metal küplere dönüşüyor, perdeler duvar gibi sertleşiyor ve duvarlardaki tablolar heavy metal temalı oluyor. Biraz Undying havası aldığımdan olsa gerek, Quantum Conundrum’un en sevdiğim yanlarından biri tablolarla oynamak oldu. İnsan meraktan bütün tabloların ne olacağını, nelere dönüşeceğini görmek istiyor.

The Amazing Spider-Man

Geçtiğimiz aylarda “süper kahraman” temasını seven tüm oyuncular için hem oyun anlamında hem de sinema anlamında neredeyse altın çağ yaşandı. Avengers ve Batman filmleriyle birlikte gelen oyunlar, özellikle Batman: Arkham City’nin beklentilerin de üstüne çıkması herkesi keyiflendirdi kuşkusuz. Şimdi ise yine buna benzer bir oyun var karşımızda. Filmiyle aynı dönemde piyasaya çıkan Amazing Spiderman oyunu, beklentilerin üstüne çıkmakla kalmayıp; Spiderman’i seven oyuncular için oldukça özel bir yere koyuyor kendini.

The Amazing Spiderman, henüz filmi izlememiş oyuncular için çok büyük spoiler’lar taşıyor. Bunu ilk başta söylememizin sebebi, oyunun konu aldığı olaylar filmdekiyle tamamen aynı, bu yüzden kimlerin öldüğünü, kimlerin son anda kurtulduğunu veya kimlerin düşman kimlerin dost olduğunu filmi izlemeden oyundan da öğrenme durumunuz var. Rhino ve Iguana ismindeki düşmanlarımız tıpkı filmde olduğu gibi oyunda da karşımıza çıkıyor. Tabii onlarla yüzleşene kadar çok daha fazla düşmanla karşı karşıya geliyor, özel yetenekleriniz ve dövüş özellikleriniz ile onları alt etmeye çalışıyorsunuz. Oyunun hikâye anlatımında eksik olan tek şey, filmdeki gibi “epik” bir anlatıma sahip olmaması. Özellikle son dönemdeki Avengers filmindeki anlatımı hatırlarsanız, bir süper kahraman oyununda bununla karşılaşmayınca ufak bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz.

Of Orcs and Men

Fantastik evrenler ve onlardan çıkan yan hikâyelere baktığımızda, hem video oyunları dünyasının, hem de sinema ve edebiyat dünyasının bu konudan çok fazla beslendiğini söylemek mümkün. Edebiyat tarafında yazılmış yüzlerce kitap, kitap uyarlamaları ve özgün senaryolar olarak çekilmiş yüzlerce film ve daha fazla sayıdaki video oyunlarıyla orklar, devler veya büyüler nedeniyle bir şekilde mutasyona uğramış diğer varlıklarla tüm oyuncular çok haşır neşir oldu kuşkusuz.

Yakın döneme baktığımızda Diablo 3, Orcs Must Die gibi “fantastik edebiyat” ın tam göbeğinden çıkıp karşımıza gelen oyunlara bir yenisi daha ekleniyor. Tabii bu seferki biraz daha farklı. Yine Ork’lar, devler ve büyü işin içinde ama olaylara bakış açımız biraz değişik. Bu sefer Ork tarafına geçiyor ve neslimizi tehlike altına sokan insanoğluna karşı mücadeleye başlıyoruz!

FIFA 13

FIFA 13’ün ana menüsü ile ilk göz göze gelişimizde oyun modlarındaki çok yönlülük ve çeşitlilik dikkatimi çekti. Kalecilikten teknik direktörlüğe kadar bireysel kariyer seçenekleri, kart biriktirerek kadro oluşturulan Ultimate Team, Brezilya Kupası’ndan Suudi Arabistan Ligi’ne kadar uzanan çevrimdışı turnuvalar, takım/oyuncu yaratma merkezi, çevrimiçi futbolcu kariyeri ve envai çeşit karşılaşma – turnuva gibi önceki FIFA’lardan alışık olduğumuz mod’lara irili ufaklı değişiklikler eklendiği gibi Skill Games (Yetenek Alıştırmaları), takım ve oyuncuların form ve sakatlık durumlarını güncelleyen dilimize “Maç Günü” diye çevirebileceğim yeni modlar da futbol sahnesindeki yerlerini alıyorlar.

FIFA 13 yapımcılarının üzerinde önemle durdukları, saha içi oynanışı değiştirecek, oyunumuza etki edecek yeni özelliklerden biri “Top Kontrolü”ydü. Futbolcunun yeteneği, atılan pasın yüksekliği, gelen topun şiddeti, zamanlama gibi çeşitli etkenler yeni top kontrolü sisteminin başarı oranını belirliyorlar ve birçok oyuncuya göre de FIFA 13’ün oyun motoruna eklenmiş en önemli yenilik aynı zamanda. Önsezilerimizi geliştirdikçe ve zamanlamaya alıştıkça daha tehlikeli ve hızlı ataklar yapmak mümkün olacak.

The Cave

Ron Gilbert ve Tim Schafer. Bu iki isim muhtemelen oyun dünyasının en zeki oyun geliştiricilerinden ikisi ve haklarında konuşulanları sonuna kadar hak etmiş durumdalar. Video oyunları tarihine dönüp baktığımızda, ortaya koydukları fikr-i mülkler sayesinde bu dünyanın çehresini de değiştirdiler, zamanında yaptıkları oyunlar ile “gelmiş geçmiş en iyi oyun” ünvanına da aday oldular. Maniac Mansion ile işe başlayan ikili, arkasından The Secret of Monkey Island ile çıkageldi ve neredeyse tüm oyuncuların hafızalarında asla silinmeyecek anıların oluşmasını sağladılar.

Ron Gilbert’ın Total Annihilation’u çıktığı sene ve sonrasında onlarca ödül kazandı. Gamespot tarafından 1997 yılında “Yılın oyunu, yılın strateji oyunu, yılın multiplayer oyunu, yılın en iyi müzikleri” gibi ödüllerin dışında, farklı ülkelerin oyun kültürü sitelerinden ve dergilerinden “Yılın en iyi strateji oyunu, yılın oyunu” gibi ünvanlar da kazandı. Hatta birçok site tarafından “Gelmiş geçmiş en iyi oyunlar” listelerinde defalarca boy gösterdi.

Might & Magic X

Oyun sektörü artık orijinal fikir mi bulamıyor nedir, hep bir eskiye dönüş, geçmişe özlem mevcut son zamanlarda… Özellikle de Kickstarter sağolsun, öyle bir nostaljik RPG patlaması yaşanacak ki bu yıl düşününce heyecanlanmadan edemiyorum. Her ne kadar benim kastettiğim nostaljik RPG furyası izometrik Infinity Engine dönemini kapsasa da, hiç beklediğimiz bir isim daha da geriye, SSI’ın bize kare kare zindanları dolaştırttığı, Might & Magic isminin sıra tabanlı stratejiden fazlası olarak anıldığı zamanlara dokunuyor. Beyler bayanlar, karşınızda 11 yıl aradan sonra çıkan serinin devam oyunu ve köklere dönüş: Might & Magic X – Legacy.

Ubisoft’un yaptığı gerçekten de riskli ve bir o kadar da cesur bir hamle doğrusu. Might & Magic tarzı RPG’ler sahiden de çok geçmişte kaldı ve türün ihtişamlı vakitlerini görmeyen bir nesile hitap etme ihtimalleri gerçekten de düşük. Yine de göze aldıkları risk ve sadık oyunculardan topladıkları geri dönüşler tek potada eriyince ortaya tam anlamıyla özüne sadık bir Might & Magic oyunu çıkmış. Bunu daha Ashan topraklarına adımınızı atar atmaz hissetmemek mümkün değil.